Mimozaların arkasından “Adada Lavanta Günleri”

Ada benim için o an adım atar şu sebeple. Martılar, dalgalar, vapurdaki sessiz insanoğlu adaya yanaşıp, ayağımı kıyıya değdirene kadar zihnimdeki hikayenin sessiz kahramanları olur. Yol aldıkça vapurda oturduğum koltukta yanıma, karşıma denk gelen kişileri teker teker incelemeye başlarım. Onlar bunu bilmez fakat adalı oluşları onların giysisinden, çantasından, bu kısacık gezi içindeki hal ve tavrından belli olur. Vapur kıyıya yanaşırkenki rahatlıkları, bu kıyıya yüzlerce kez aynı bu şekilde vapurla gelmiş oluşları yüzlerinden apaçık okunması mümkün.

Bilmiyorum siz de benim şeklinde misiniz.. Örneğin adalı bulunmadığınız halde, orada bir eviniz aileniz olmadığı halde sanki çocukluğunuzu geçirdiğiniz mahallenize gelmişsiniz, hangi kapıyı çalsanız sofraya sizin için de bir tabak konuverecekmiş şeklinde hisseder misiniz..Eski Türk filmlerindeki sıcaklığı, neşeyi, itimatı Adanın çay bahçelerinden birindeki bir demli çayla birlikte içer misiniz..Önünden geçtiğiniz her evi öyküsünü asla bilmiyor da olsanız biliyor şeklinde hisseder, bahçesinden yola taşan çiçeklere sevgiyle dokunarak geçer misiniz..Konuşur mu sözgelişi sizinle de o eski panjurlu köşkler, süslü bahçeler, ön kapısında aile adının baş harfleri yazılı ferforjeler..

Bilmiyorum ki..
Fakat işte benim için ada bu şekilde bir yerdir, nostaljiktir. Rüzgarının kokusu İstanbul şeklinde değildir daha hislidir.İlkbaharda Aya Yorgi kilisesinde arzu dilemek için nadiren fakat yılda bir de olsa tertipli olarak, eline makarasını alıp adaya gidenlerden değilimdir fakat bisiklet kiralayıp, pedalların dönemediği bölgelere kadar o ince sokaklarda turladığım zamanlarda adalı şeklinde hissetmişimdir.Denk düşerse, “bir değişim olsun, bir ada havası alıp gelelim” diyerek her yaz bir kaç kere da olsa ne olursa olsun gitmeyi dikkatsizlik etmeyenlerden değilimdir fakat son olarak vapurla şehre geri dönmeden bir akşam vakti adadaki kalabalık dondurmacılardan birinde top top dondurmaları yemeye doyamadığım süre çoktur.Ben yaz geldi mi İstanbul’da duramayıp adadaki evine taşınan, yazları adasız İstanbul’u yaşayamayan, ada sözü bir cümlede geçti mi duramayıp “adalıyım ben” diyenlerin “adalı” hayatlarını bilmiyorum fakat talibi, yeterince süre geçirirsem aşık olmaya çoktan hazır olduğum, uzaktan tanıdığım sadece fazlaca yakın hissettiğim biriymiş şeklinde görürüm. O yüzden de eğer adada bir evim olsaydı asla oradan çıkmayacağımı fazlaca iyi bilerek, her defasında adaya bir yabancı olarak giderim.Fakat hep giderim. Kimi zaman bir dostu görmeye kimi zaman sokaklarında boş boş gezinmeye, kimi zaman geçmişi düşlemeye kimi zaman de yalnız iyi şeyler hissetmeye..
O nedenle sevgili Aslı Öymen’in “Adada Lavanta Günleri başlıyor, gelmez miydiniz?” davetini alınca ilkin gülümsedim sonrasında da koşa koşa gittim adaya. Oradaki bir dostu ziyaret etmeye gider şeklinde gittim. Beni orada bekleyenler bulunduğunu bilerek gittim. Adalılarla, Adalarda uzun senelerdir yaşayanlarla tanışma heyacanıyla gittim. Lavantaların öyküsünü dinlemeye gittim.
Sonrasında da adanın zamanı yapılarından kabul edilen Loc’ada’nın avlusunda upuzun bir masada ilkin Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül, arkasından Adalar Belediye Başkanı Yardımcısı Engin Çelik ve sonrasında da “Lavanta Günleri” düzenleme komitesi üyeleri Halim Bulutoğlu (Adalar Vakfı Başkanı ve Adalar Müzesi kurucularından), Eva Şehir, Işıl Sayın, Melis Seyhun Çalışlar ve Ali Erkut ile tanıştım.

Bu yıl ilki düzenlenen “Adalar Lavanta Günleri” Adalar Mimoza İnisiyatifi ortaklığı ve Adalar Belediyesi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle düzenleniyormuş meğer. Bu projenin ana sponsoru da Türkiye’nin ilk aroma üreticisi olarak malum Aromsa şirketiymiş. (Aromsa’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Murat Yasa’nın anlattıklarına nazaran bilhassa son dönemde besin sektöründe çiçek tatları ön plana çıkmış. Lavantanın kullanımı içeceklerde, çikolatalarda, çay yada kolonyalarda artmış. Dolayısıyla bu projeye katılmak ve de lavanta yetiştiriciliği, bu yıl 40’ncı yılını kutlayan ve de üst kademelerde %67’sini hanımefendilerin oluşturduğu şirketleri açısından fazlaca anlamlı ve önemliymiş.)
Bu projenin komite üyelerinden kabul edilen Eva Şehir de bu projenin düşünce annesiymiş. Peki ya bu projenin hikayesi iyi mi başlamış derseniz..
Eva Şehir, 30-40 yıl ilkin Almanya’dan dinlence için Büyükada’ya gelmiş ve sonrasında da adada kalmayı, burada yaşamayı seçmiş, Adadanın güzel kokulu yaseminlerine ve de ada toprağında yetişen egzotik çiçeklerine fanatik, kendi evinin bahçesinde de renk renk çiçekler yetiştiren bir adalıymış. Her köşe başlangıcında hediyelik eşya satan dükkanlarda ucuz plastik çiçeklerden yapılmış Çin malı saç bantlarının talibi ve adanın güzel çiçeklerini yansıtmadığını düşünerek, “niçin insanlara adadan giderken yanlarında götürebilecekleri adaya ilişik, adada yetişmiş çiçeklerin içinde olduğu, adalı bayanlar tarafınca adada yapılmış hediyeler sunmuyoruz?” demesi ile öykü başlamış ve de Adalar Mimoza İnisiyatifi’nden arkadaşı Işıl Sayın’la birlikte bu fikri gerçekleştirme yolculuğuna çıkmışlar. Iyi mi ki Avrupa’da gezdiğimiz her ülkeden, her şehirden o ülkeye o şehre özgü hediyelerle dönüyorsak adadan da insanoğlu niçin bu şekilde bir hatıra ile dönmüyorlar diyerek ilkin bahçelerinde lavanta olanlardan fide desteği sağlanmış, arkasından İsmek ile birlikte atölyeler oluşturulmuş ve de adalı bayanlara “lavanta kalbi” dokumaları öğretilmiş. Sonrasında da işte bugünlere gelmişiz. Lavanta günlerine. Adalı bayanlara yeni ve güzel bir gelir fırsatının yaratıldığı, talibi renk renk çiçek açtıran günlere..
Şimdi o nedenle Adalar Müzesi’nin orta avlusunda kurulan pazar yerinde yer edinen adalı bayanlara ilişik 16 stant ve burada Adalı hanımefendilerin ürettiği lavanta temalı tüm el yapımı hediyelikler fazlaca kıymetli şu sebeple bir zamanlar çiçekçiliği ile de meşhur olan ada bu sayede bugün tekrardan eskiyi hatırlamaya çalışıyor. Adada seneler içinde yetiştirilen onlarca egzotik bitkinin zaman içinde azalmış olduğu unutulmaya, o yaralar sarılmaya ve de adanın toprağına, tohumuna destek olunmaya çalışılıyor.
Katılımın parasız olduğu, buradan elde edilmiş tüm gelirin Adalı bayanlara aktarılacağı “Adalar Lavanta Günleri” çeşitli atölyeler, söyleşiler, geziler, konserler ve de sunumlar ile 24 Temmuz akşamına kadar devam edecek.

Son Dakika Haberler